AKYAZI HABERLERİ:
Son...
Her bir sonun yeni bir başlangıç olduğunun sanırım hepimiz farkındayızdır. Yaşamımızda geride bıraktığımız birçok son yeni ufuklara doğru yolculuk yapmamıza zemin hatırlamıştır. Ki böyle olmasa bile beklentilerimiz arasında olmasa da bir gün elbet karşımıza çıkmak için zaman kazanmaktadır.
Yaptığımız onlarca nitelikli davranıştan veya aksi davranıştan kendimizi sorumlu tutmamayı tercih etsek de, geleceğimizi şekillendiren tek unsur da yine kendimizizdir. Bu bağlamda olacaklardan kaçmayı veya onları heyecanla beklemek yerine kendimize olan saygıyı yitirmemeye baklamalıyız. Çünkü olup bitenin tek sorumlusu yine biz kendimizizdir. Bu zemini dış güçlerin önüne altın kaplamalı tepsiyle sunan yine sizin kendi merhametiniz veya boş bulunmuşluğunuzdur. Olup bitenden her ne kadar farkında değilmişiz gibi davranmayı dilesek de kendimize olan noksanlıklarımızı göz ardı edemeyiz. Nitekim her son bir sonun yeni bir başlangıca dönüşmüş halidir.
Yaşamsal tercihler, söylenen sözler, edilen kavgalar, özlenen aşklar, verilerin kilolar, vazgeçilen insanlar... Kendi inisiyatifiniz doğrultusunda karşı tarafa veyahut kendinize yüklediğiniz her olgu bir gün zaten tekrardan size döneceği için, şaşırmamızı gerektirecek bir durum her ne kadar abes kaçsa da, bu anı sonsuz bir heyecanla bekleriz her birimiz.
Ve artık ne olur sus derken buluruz kendimizi kendimize. Fakat unuttuğumuz bir şey vardır; içimizdeki kendimiz muhteşem tek taraflı diyaloglarını bitirmeyi asla düşünmez. Böyle bir şey söz konusu dahi edilemez. Onu sonsuza dek dinlemek ve söylediklerini içimize işlemek durumundayız. Dediğim gibi bu potansiyeli ona sağlayan bizizdir. Tabi ki bizim için en iyisini istemediğinin her birimiz farkındayızdır. İnsan bazen kendine bile söz geçiremiyor sözü de işte tam olarak bu noktada doğru yerini bulmaktadır.
Yaptığımız onlarca hatayı biz kendimiz unutsak ve hayatımıza fevkalade bir mutlulukla devam etsek dahi, hiç olur olmadık yerden çıkıp sizin tüm gününüzü belki günlerinizi mahvetmeyi çok iyi bilen o ses yine uzmanca başlar söylemlerine. 
'Onu böyle yapmasaydın şu an bu durumda olmazdın... Ben sana demedim mi? Neden öyle bir söylemde bulundun ki... Bak gördün mü, yine benim sözüme geldin... Ben tabi ki yine de haklıyım... Karşı tarafı çok incittin... O aslında hiç suçu yokken sana yaklaşmayı ve durumu düzeltmeye çalıştı... Sen suçlusun... Sen'
Ve artık içiniz patlarcasına başlamıştır elindeki kozun farkında olarak sizi bitirme politikasına. Geri dönüşü asla olmayan bir yola girmişsinizdir. Gününüzün mahvolmasının tek emek sahibidir kendisi. Yatıp uyumak istersiniz, artık sussun diye, gecenin karanlığında gelir... Canınız sıkılır yemek yersiniz, iştahınızı keser... Kitap okursunuz, dikkatinizi dağıtır.
Sonunda yapacak hiçbir şeyinizin olmadığını kavradığınızda artık pes edip onu dinlemeye başlarsınız. İçindeki zehri kusana dek susup dinlersiniz. Ve artık içini iyice boşalttığında artık tükenişinizin tek şahidi olarak hayatınıza devam etmeyi denersiniz ve başarırsınız da. Sondan sonra bir son daha vardır çünkü. Bir dahaki sona gelene kadar içinizdeki sesin durgunluğu eşliğinde devam edersiniz yaşamınıza. Bir sonraki serzenişe kadar...
Ömer Erkan

 

Akyazı24
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.