AKYAZI HABERLERİ:
Yani Demem O Ki...
Ben bir hayalciyim, hayalperestim. Doğuştan bazı yetenekler verir Tanrı yarattıklarına. Kimimiz harika resimler çizeriz, kimimizin sesi muhteşemdir, kimimiz kalemi konuştururuz. Herkesin nevi şahsına münhasır özellikleri vardır. Benimki de hayal kurmaktır. Bazen bundan başka hiçbir şeye yaramadığımı da düşünmüşlüğüm vardır, ne yalan söyleyeyim. 
Çocukluğuma gitmeyi, geçmişe yolculuğu severim. Pek de uzun sürmez zaten, hemen ışınlanırım eskilere. Gözlerimi de kapatmama gerek kalmaz üstelik. Yaptığım seyahatler kimi zaman yorucu olsa da tadından yenmez. Aklıma düşmeyegörsün bir anı, dalar giderim...
Annemin yatak odasındaki iki kapaklı dolabının sağ alt köşesinde duruyor babaannemin overlok makinesi. Üst kısmında birbirinde farklı dört adet ip var. Sırayla dizilmiş beklemekteler. Her biri biribirini takip edip çeşitli dönemeçlerden geçmekteler. Kıvrımları takip ettikçe yolun sonunda birleşeceklerinden habersizler. Yeşil, mavi, kırmızı, siyah...
Odadaki halının üstüne yatıp etrafı incelerken gözüme takılan bu sahneyi unutamıyorum. Küçüklüğümde bir çok nesneye uzun süre aralıksız baktığımı bilirim. Dakikalarca bakıp çeşitli hayaller kurardım. Fakat tüm hayallerim aynı kapıya çıkardı. Final sahnesi daima aynı olurdu. Şaşkın bakışlarım, dalıp gidişlerim ailem tarafından farkına varılmış mıdır bilemiyorum. Fakat öyle olsaydı belki de çoktan tımarhaneye kapatmışlardı beni.
Oysaki ben o hallerimden gayet memnun ve mutluydum. Küçüklüğümün belki de tek mutluluk kaynağıydı hayallerim. Mutluluk mağazaların vitrin camlarında gördüğümüz ve alamadığımız nesnedir aslında. Elde etmek istediğimiz olguyu alabilmek için zorlu yollardan geçmemiz gerekmektedir. Nesneleri aybaşında alabilirken, mutluluğa kavuşmak ömür tüketmeye bedeldir.
Son günlerde olanlara bakıyorum da, durum gerçekten vahim. Hayallere yer yok bu yeni dünyada. Çocukluğuma gidemiyorum. Engel oluyor bazı şeyler. Küçükken sadece kıyametin kopacağı günü beklerdik. Şimdiyse her gün başka bir kıyamet kopmakta, her gün farklı ölüyoruz. Hayır, ne olacak bu memleketin hali demeyeceğim, merak etmeyin. Zaten huyum değildir siyasi yazılar yazmak. Fakat susmak da gelmiyor içimden. 
Bugün gittiğim 11. Avusturya Kitap Fuarı'ndaki kalabalığı gözlemledim uzun bir süre. Gördüğüm manzara harikaydı. Kalabalıkta yürümek adeta imkansızdı. Fakat daha sonra gözüme bir şey takıldı. Daha doğrusu bir eksikliği gözlemledim. Onca mahşer kalabalığında elinde kitap olan insan bulamadım. Belki tek tük, bir iki tane. Herkeste bir yemek yeme telaşı, bir koşturmaca... Oysa ki edebiyata, kültüre, okumaya olan açlığı önemseyen yoktu. Yine de kızamadım hiçbirine. 
Babaannemin, şimdi nerede olduğunu bilmediğim overlok makinesini anımsadım. Yani demem o ki; ipler en sonunda bir bütün olup kestikleri kumaşı hepbirlikte dikerek birleştiriyorlardı...
Ömer Erkan


Akyazı24

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Akyazı Zirveye Yürüdü
Akyazı Belediyesi tarafından Kültürel ve Sosyal etkinlikler kapsamında düzenlenen Keremali Zirvesine doğa...

Haberi Oku