AKYAZI24 BÜLTEN:
Ayva Ağacı
Ayva Ağacı

Son olmasını dilediğim birçok vakıa yeniden sırıtırcasına ortaya çıktığı vakit içsel değişiklerime engel olamıyorum. Nadasa çektiğim onbinlerce hatıranın yeniden zuhur etmeleri yorucu olabiliyor. Sonsuz kudretle, belki de istemeyerek, olması gereken yerlere yerleştirdiğiniz anıların, olur olmadık zamanlarda, öyle çok da gereği yokken, umarsızca sizin karşınıza gelmeleri, belki de her şeyi başa sarmak demektir.


Saymadım ama, tahminime göre bir buçuk saattir yoldayım. Okuduğum bir romanda, doğduğu şehirde yaşamlarını sürdürenler şanslıdır diyordu yazar. Ben de onlardan biriyim nihayetinde.

Bu ve benzeri düşüncelerle uzun yıllardan beri geçmekte olduğum yollara yüklediğim anlamları fark etmeye başladım. Evden okula giderken, okuldan eve dönerken, sonrasında evden işe gitmekteyken ve de dönerken... Yollar ve istikametler hep aynıydı aslında. Değişmekte ve farklılık gösteren binlerce hikaye, yüzbinlerce yeni söylenmiş söz, yanımdan geçip giden onmilyonlarca insan...

Şimdi bu şehri sonsuz çokluklaki düşüncelerle yeniden keşfe hazırken yanımdan geçip giden onbinlerce hikayemi çıkarıyorum tozlu gönül raflarımdan. Ulaşmak zorlaşmış nedense, aslında hep hali hazırda açılmayı bekleyen anılara.

Dar bir sokaktayım. Sağ tarafımda hep içinde olduğumu hayal ettiğim, bahçesinde ayva ağacı bulunan üç katlı müstakil ev. Tam karşısında, yani benim solumda, ayni mimaride, bahçesinde ayva ağacı bulunmayan üç katlı müstakil ev...

Bu sokaktan ne zaman geçsem ayva kokusunu almayı dilerdim ama bu hiç olmazdı. Çünkü sürekli yazları ve yaz sonları meyve verirdi ve ben yazları çoğunlukla ülke dışında olurdum. İç geçirerek evlerin yanlarından geçerken içeriden gelen çatal bıçak sesleri evin içinde yaşayan ailenin mutluluğunu yansıtırdı bana göre. Sanki yemek pişen ya da şöyle söyleyeyim, eski bir tabirle bacası tüten ev mutlu ev demekti.

Aslında şu anda fark ediyorum ki bu iki evin sırasında birbirine benzeyen birkaç tane ev daha var. Toplamda dört üç katlı müstakil ev. İşte şurada bir tane daha. Ve biraz ötede iki tane daha. Saymaya gerek duymadığım üç katlı müstakil evler...

Biraz daha devam ediyorum yoluma. Şehrin su ihtiyacını karşıladığını düşündüğüm nehire çok az bir mesafedeyim. Ama hayır su ihtiyacını karşılıyor olsa idi ilkbaharda o nehire girip yüzemezdik. Yanılıyordum.

İlkokul sonları olmalıydı. Sınıf arkadaşımla yine bir okul çıkışı tam da o nehrin üzerindeki köprüden geçerken, ‘’Biliyor musun, bu nehirden yüzerek karşıya geçemezsin,’’ demişti bana. O gün çok içerlediğimi şu an daha net hatırlıyorum. Eve gelip saatlerce bunu nasıl başarabilirim diye düşünmüştüm. Yaptığım birçok plandan birini gerçekleştirmek istiyordum. Bunu onu göstermeliydim.

Fakat araya birçok neden girdi sonrasında. Hayatlarımız değişti. En önemlisi zamanlar çokca akıp gitti köprülerin altından, ayva ağacına giden köprülerin altlarından... Büyüdük ve isteklerimiz tavsamaya başladı. Nihayetinde unutuldu gidildi birçok yapılamayan çocukla hayaller.

Şimdi, bu köprüden onca sene sonra tekrardan geçerken arkadaşımı özlediğimi fark ettiriyor bana rüzgar. Belki yine geçemeyeceğim nehri yüzerek. Belki yine yıllardan beri o mağlup olan taraf ben olmaya devam edeceğim ve köprünün sonundaki dar sokağa geldiğimde ayva ağacının kokusunu hayal ederek döneceğim evime.

Hayır, bu olmamalıydı. Tüm cesaretimi toplayarak indim nehire. Üstümden hiçbir şeyi çıkarmadan yüzmek için büyük taşları aşmam gerekiyordu. Sonunda başladım suyun içinde yürümeye. Birkaç zaman sonra yüzmeye gerek kalmadan karşıya geçtim. Büyümüşüm, o an fark ettim. Ne kadar da kolaymış olsa ki. Zaman güç mü vermişti yoksa yıkıp geçmeli miydi bazı şeyleri? Tabular, kişisel karmaşalar, iddialar, olmaz yapamamlar bir dozer gücüyle tarumar mı edilmeliydi bilemiyorum doğrusu.

Islak kıyafetlerim üzerime yapışmış vaziyette evime dönerken ayva ağacına baktım bir süre daha. Belki önümüzdeki yaz da onun büyüdüğünü ve koktuğunu göremeyecektim. Oysa yaza daha çok var. Önce kış gelecek. Uzun süredir yanılmıyordum. Fakat yoluma devam ettikçe o birbirine benzeyen üç katlı müstakil evlerin bahçelerinde de aslında birer ayva ağacı olduğunu fark ettim.

Hayat, bazı yıkımları altın bir tepside sunmuştu bana bazı farkındalıkları gözlerimin önüne sermem için. O nehirden geçmeyip köprüyü seçseydim...  Anladınız siz onu!

 



Akyazı24

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Misafir Avatar
Veysel KÖKTAŞ 3 yıl önce

yaşanmadan çözülmüyor sırrı hayatın... her mihnet kabulümdür yeter ki gün eksilmesin penceremden...

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Açılışa Davet. Butik de Markanın Adresi...
Açılışımıza tüm halkımız davetlidir. Kendinizi ödüllendirin. Butik de kalitenin ve İndirimin tek adresi...

Haberi Oku