Sevgili dostlarım!

Aşk nedir sizce?

Aşkın başlangıç noktası da, bitiş noktası da aynı yer olmalı. Her aşk Esma-ül Hüsna sahibi yüce Mevla’ya

Varmalı. Aşk için önce talep eden olmak gerekir ki aşk muhatap bulsun. Boş olan kalpte yer bulunur. Bir kalpte birden fazla sevda yer bulup, barınamaz. Aşktan kaçmak istediğinde de yine sığınacağın liman kaçtığın liman olacaktır.

Bir kararı verirken, hayatını, ilmini, azalarının sana söylediklerini ve kalbine ilettiklerini iyi analiz edecek ve net bir şekilde kararını vereceksin. Dünya var olduğu günden beri, Rabb’inin değer verdiği her güne değer vereceksin ki karşılığında değer göresin. Vermeden almayı düşünmek ahmaklık olur.

Bu aşkı ve sevdayı öyle bir zemine oturtacaksın ki ayrılış ile birlikte bu sevdaya şahit olanlar gözyaşlarını tutamayacaklar. Tüm kâinat bu sevdanın devamı için dua ve yakarışta bulunacak ve sevdan küçük göllerden büyük ummanlara dönüşecek. Yeri geldi mi çağlayacak, yeri geldi mi sükûnet bulacak. Bazen durgun, bazen hırçın olacak. Gözlerin kör olup onun güzelliğinden başka bir şey görmeyecek. Gecende, gündüzünde, varında, yoğunda, her daim “O” olacak.

Sevgi ve aşk beraberce kapsayacak tüm bedenini ve ruhunu. Biri birinden ayrılınca hemen iklimin değişecek, açlık hissedecek ve hemen o limana dönmek için can atacaksın. Bu sevdada hep Güneş olmayacak. Bazen hüsran, bazen acı, bazen keder, bazen yokluk olacak.

Ama sen buna, bahtımdır ve sevdiğimin takdiridir deyip boyun eğeceksin.

Bu yola yalnız başladın ama yalnız devam etmeyeceksin.

İlk adımı atarken de, yürürken de, sevdana doğru koşarken de, hep yanında bir dostun olacak.

Sana yol gösterecek. Bu sevdanın sonunu düşünmeyeceksin.

Çünkü bu sevda sonsuzdur. Sonsuz olmalı, sonsuz kalmalıdır.

Böyle olursa sevdadır. Yoksa geçici bir hayaldir.

Bazen aklen, bazen kalben, bazen ilmen, bazen yakinen muhabbet edecek ve konuşacaksın.

Aynı kelamı konuşup, aynı cümleler ile muhabbet edeceksin.

Sağın, solun ne dediğine, nasıl tepki gösterdiğine itibar etmeyip, aşkının peşinde, O’nun emirleri ve istekleri doğrultusunda gideceksin.

Sana yanlışlarını gösterdiğinde ve değiştirmeni istediğinde direniş göstermeyecek; “Derhâl” deyip, teslim olacaksın. Değişim aşkın en değerli göstergesidir.

Hicret ettiğinde, Miraç’ta olduğu gibi yokluğunla gideceksin aşkının karşısına. Ne ile geldin dediğinde

“Yokluğum ile” geldim diyeceksin. “Yokluğumun varlığı sensin” deyip her şeyi geride bırakacaksın.

Yanından hiç bir yere ayrılmayacaksın. “Nereye Gidiyorsun? ”diye sorduğunda, yine “Sana geliyorum” diyeceksin. O mezrada ve aşktan “kimin isteği” diye sormadan, sadece sevdiğimin ve benim isteğim deyip, imanını bir kez daha tazeleyeceksin.

Durman gereken yeri bilecek, aşkının perdesine zarar vermemek için her türlü ihtimamı ve dikkati gösterecek, karşısında boyun bükecek ve ibadet edeceksin. Kıyama durup, rükûlara eğilip, secdelere kapanacaksın. Tekbir getirdiğinde, her şeyi geriye atacaksın. Aşkın için elif gibi dik duracaksın. O’nun dışında hiç kimseye boynunu bükmeyecek, işin ve hiç kimse üzerine yapışamayacak, sana ilave olamayacak, yönünü değiştiremeyecek.

Bu sevda alnında öyle bir ışıltı bırakacak ki, bu ışıltıyı görenler hemen sevdiğinin ismini bulacak. Gözlerin bu ışıltı ile parlayacak.

İlk verdiğin selamda son verdiğin selamda, hayatındaki her selamında onun adı yer alacak. O’nun ismi olacak.

O’nu hatırlatıp O’na götürecek. Hasret dediğin de yüreğin yanacak. Az da olsa, çok da olsa, bir an bile sürse, yıllar dahi geçse, yanacak, yanacak kavrulacak. O’nu merak edecek, en ince detayına kadar öğreneceksin.

Sevdiği güzellikleri yapacak, sevmediklerinden uzak duracaksın. Onu üzmemek ve kırmamak için, ince eleyip sık dokuyacaksın. Korkunun en büyüğünün sevgi olduğunu unutmayacaksın.

Hem görünüşte, hem de hakikatte daima seveceksin.

Sevgin göstermelik olmayacak. Yaptığın, söylediğin, hissettiğin gerçekten olduğu gibi olacak. O’ndan gelecek en ufak bir detay haberi takip edeceksin. Gözün, kulağın, azaların hep O’nda olacak. Ne oldu? Diye takip edeceksin. Bir an irtibatı kopartsan; hemen ürperecek ve onu tekrar bulmak için çaba sarf edeceksin.

Hayatını nefsinin isteklerine göre değil, sevdiğinin isteklerine göre tanzim edeceksin. Hep sevdiğin önde olacak, bu arada nefsinde arkadan gelecek ve seni takip edecek. Onun öne geçmesine fırsat vermeyeceksin.

Nefsin her türlü sesine kulak tıkayacak ve söylediklerini dikkate almayacak, değer vermeyeceksin. Senin için geçerli tek söz, sevdiğinin sözü olacak.

Yeri geldiğinde bir an bile düşünmeden kurban olacaksın.

Gerisini, düşünmeyeceksin. “Sevgi ispat ister”.

Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazı gibi, beş vakit aşkı yaşayacaksın. Arada ufak bir boşluk bile bırakmayacaksın.

Her anın da O’nunla dolacaksın.

Senin hayatının merkezi olacak. Tıpkı Kâbe gibi, yönün hep o tarafa olacak. Nerede olursan ol. Hep güzergâhın onun yönünde ve yanında olacak. Yanında, da olsan uzakta da olsan hep gönlünde O olacak. Bu sevdadan dolayı devamlı şükredeceksin ya sevmemem gereken birisini sevse idim “halim ne olurdu?” diye düşünecek ve şükredeceksin. Aşkına doğru yürürken hiç yorulmayacaksın, üşenmeyeceksin, ertelemeyeceksin, korkmayacak ve bir an bile olsa tereddütte kalmayacaksın.

“Kalp ile sevdim” derken bedenin de buna şahitlik edecek. İsteklerini sadece düşünmek değil, aynı zamanda icraata dönüştüreceksin. Bundan gücenmeyecek ve lezzet alacaksın. Aşkı her yönü ile tadacaksın. İç yüzü, dış yüzü, seni ilgilendirmeyecek. Sadece seveceksin, seveceksin. Bu konuda hiçbir engel tanımayacak tüm engelleri dua, yakarış ve sevdayı yüceltmekle yıkacak tarumar edeceksin. Aşk için koşacak bu koşuda bir an bile yorulmayacaksın. Senden uzak olduğunu bilsen bile koşacaksın. Yanında bile olsan koşacak ve onu asla kaçırmayacaksın.

Aşkına karşı sadakat gösterecek, sadık olacaksın ki aşkının da sana karşı olan ikramı sonsuz olsun. “Tek taraflı aşk, aşk değil sadece hiledir”. Her türlü sırrı tespit edecek ve sırları ifşa etmeden bu sevdayı sürdüreceksin.

Aşk ulaşmaktır, O’nda yok olmaktır, O’nun için olmaktır.

Her hareketine, her dediğine imandır. Sevdadır, hüsranın yok olmasıdır.

Bakmak ibadettir, “Kâbe’ye severek bakmak ibadettir, ana -babanın yüzüne severek bakmak ibadettir, Kur’an’ı Kerim’e severek bakmak ibadettir”. Bu bilinç ile O’na bakacaksın.

Sadettin TURHAN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.