Yıllarca Osmanlı topraklarında en üst makamlara kadar ulaşabilmiş bir millet Ermeniler; birinci dünya savaşına kadar hiçbir şekilde devletine sırt çevirmemiş Ermenilerden bahsediyoruz. Yıllarca refah içinde yaşayıp gitmişler. Ne zaman Orta Doğu da dengeler değişip Osmanlı devleti paylaşılacak kadar aciz bir duruma gelince büyük devletlerin maşası olmaya başladılar. O sadık olan millet gitti. Yerine hayvandan daha aşağı seviyeye inmiş bir zalim topluluk ortaya çıktı. Bunların yaptıklarına karşın Osmanlı devletinin de buna önlem almak için onları farklı bir yere göç etmeye zorlamak zorunda kalmıştır.

Ardan yıllar geçti cumhuriyet kuruldu. Kocaman bir ikinci dünya savaşı yaşandı. Bu savaştan sonra Avrupa devletleri Balkanlarda, Afrika da milyonlarca insanı hunharca katlettiler. Şimdi tutturmuş bir ermeni soykırımı gidiyor. Bu insan avcıları neden kendi arşivlerini incelemeye açmaya veya Türk arşivlerini incelemeye cesaret edemiyorlar. Nedeni basit Ermeniler bile kendilerinin suçlu olduğunu biliyor. Örneğin; size bir sözünü bile değiştirmeden Ermenilerin ilk başbakanının söylediklerini aktarıyorum.

ERMENİSTAN’IN İLK BAŞBAKANI: TEHCİR DOĞRUYDU VE GEREKLİYDİ

Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin 1923 yılında Bükreş’te yapılan Ermeni meselesi ile ilgili Taşnak Partisi toplantısında sunduğu rapor da gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kaçaznuni’nin Osmanlı döneminde yaşananları anlattığı kendi imzasını taşıyan rapor, geçtiğimiz yıllarda Rusçadan Türkçeye tercüme edilerek kitap haline getirilmişti. Kitapta yer alan bilgiler Türklerin Ermeni soykırımı yaptığı iddialarını kesin bir dille yalanlıyor. Kaçaznuni’nin yakın tarihe ışık tutan belge niteliğinde sözlerinin yer aldığı kitap, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı nasıl bir ihanet içinde olduklarını da gözler önüne seriyor. Yıllarca sözde soykırıma uğradıklarını iddia eden ve dünya kamuoyunu baskı altına almaya çalışan Ermenilerin bütün tezlerini çürüten ilk başbakanları, 128 sayfalık raporunda şu çarpıcı ifadelere yer veriyor:

 

TÜRKLERE KARŞI AYAKLANDIK, BARIŞI SABOTE ETTİK

“Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye’den ‘denizden denize Ermenistan’ talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye’ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika’ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki?”

TEHCİR DOĞRUYDU VE GEREKLİYDİ

“Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık. ‘Türkiye Ermenistan’ı’ diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik.”

Bu sözlerin üzerine söylenecek söz olmadığını düşünüyorum. Her şey açık bir şekilde gözüküyor. Birinci ağızdan söylenen sözlerden daha sağlam kaynağa gerek yoktur. Birileri artık amaçlarını ve hedeflerinin tutmadığını görüp hatalarından dönmeli. Her şey gerçekliği ile ortaya çıkmak üzere, yapılan prokatör eylemlere karşı sağduyulu olalım, gerçekte çok yakında vizyona girecek. Tüm dünya akla karayı görecektir.

Abdulkerim Çolak

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.