GÜNCEL:
Gergefimde Kağıt



Son zamanlarda elime ne zaman kağıt kalem alsam yazacağım kelimelerim tükeniveriyor. Kalemim lâl, kağıdım münhal oluyor. Söylenmiş onlarca söz, yazılmış ve okunmuş milyonlarca kitap, artık yeni şeyler söylemek lazım diyen yazar, kendinsinden önce söylenmiş sözlere gam yükleyen şair… Peki bu bendeki bunca edebi çoğunluğun arasında mürekkebi nemli ağaç liflerinden oluşturulmuş kağıtlarla buluşturma çabası da neyin nesi? Gelip geçici bir hevesi mi? Kimbilir…

Odamdayım. Yalnızım. Hava soğuk ve kasvetli. Yağmur bir türlü karar veremiyor gelip gelmemek konusunda. Radyoda Esin Afşar ‘bir eflatun ölüm‘ diyor…Ne çok aramıştım plakçılar çarşısında 45‘liklerini. Hâlâ bulamadığıma cız eder içerlerimde bir yerlerim.

Kitaplığıma gidiyorum. Elime aldığım her kitapta ayrı bir hatıra, her kitapta başka bir anı. Kimini uçakta okumuşum. Bir çoğunda sevdiğim cümlelerin altını çizmişim. Çevirdiğim her sayfada parmak uçlarımda kıpırdama hissediyorum. Aşık olduğum kitap kokusu yapıyor bunu, eminim. Farkında olmadığım bir güç beni iteliyor bambaşka dünyalara. Söz uçar yazı kalır, yazmak hayattır gibi klasikleşmiş sözleri mıh gibi kazıyorum aklıma. Bir zaman sonra hatırıma Tüyap kitap fuarında tanıştığım Ayşenur Yazıcı geliyor. Birçok kitabını okuduğum sevgili Yazıcı, sözlerini uzun ve hoş sohbetin sonunda şu şekilde bitirmişti; ‘her ne olursa olsun yazmayı sakın bırakma!‘

Yüzümde oluşan tuhaf ifadeyle ve çalmakta olan müziğin de etkisiyle kitaplarımı kurcalamaya devam ederken, birkaç sene evvel önce okuduğum bir Kerim Nadir romanının yetmiş sekizinci sayfasına düştüğüm nota ilişiyor gözüm. ‘Yemem gereken kırk fırın ekmeğin farkındayım. Hamur bile kendine düşen görevi yapıyor yoğrulduktan sonraki bekleme süresinde. Lakin bu arzu, bu hissiyat… Bitmek tükenmek bilmeyen aşk. Vazgeç fırından da ekmekten de! Vakit az. Zamana direnmek mümkün değil.‘

İşte o an anlıyorum bazı şeylerin değişmediğini ve değişemeyeceğini. Tıpkı Esin Afşar’ın da dediği gibi; ‘aynı gökyüzü aynı keder, değişen bir şey yok ki…‘

Nihayetinde kavradığım kalemle dökülüveriyor kelimelerim kağıda. Gelinlik çağındaki genç kızın işlediği gergef gibidir yazmak diye düşünürdüm hep. Bu durum hâlâ geçerli aslında. Ben gergefime berrak kağıdımı gerdim. Kelimeler

tek, tek kazayağı, kordonlu sap işi oluyoveriyor. Kimi zaman da Türkan Şoray kirpiği…

Heyhat, cümlelerim de benim gibi yalnızlar. Olsun, ne fark eder ki; sonuçta aynı gökyüzü aynı keder, değişen bir şey yok ki…

 

Ömer Erkan

 



Akyazı24
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Veysel KÖKTAŞ 6 yıl önce

aşk olsun sana çocuk aşk olsun... "kaleme ant olsun" diye müjdeler verenler gibi sade kelimelerle muştuluyorsun kuşluk vakitlerini... aşk olsun sana aşk olsun..

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

HES Kodu Nasıl Alınır
Hayat Eve Sığar Mobil Uygulaması (HES) kodu nasıl alınır, nerelerde kullanılır, ayrıntılı bilgi için...

Haberi Oku