Kadına islamın tanıdığı mihir hakkı Avrupa hukukunda yer almamıştır. Bu meblağ tamamen kadına ait bir haktır.
 
Dul kalan eşin nafakası, iaşesi duruma göre boşandığı eşinden, durumu müsait olmadığı halde de devletten karşılanması islamın getirdiği prensiplerdendi.
 
Netice olarak şunu ifade etmek gerekir:
 
İslamiyet yetim ve öksüzlere, dul kadınlara gereken önemi vererek, onlara hizmeti ve ikramı en güzel mükafatlarla karşılamaktadır.
 
Yetim çocukların yetişmeleri için annelerinin önce kendilerini yetiştirmeleri gerekir. Bu kolay bir mesele değildir. Ananın kültürlü olması, çocuğun hem anası, hem de babası gibi davranması en başta gelen görevlerindendir.
 
Çocuğun babasının yokluğundan duyacak sıkıntısını annenin giderebilmesi için çok dikkatli ve özenle hareket etmesi gerekir. Çocuğunu okşamak, sevmek bile bir eğitim gerektirmektedir.
 
Şarkın büyük filozofu Sadi meşhur eserinde ‘’öksüzü okşamak haline acımak’’ bölümünde şöyle der:
 
‘’Babası ölmüş çocuğu himaye et. Tozunu silkele. Bir yerine diken batmış ise çıkar…
 
Bir yetimi başını eğmiş, düşünceli, meyus gördüğün zaman, sen kendi çocuğunun yüzünü öpme…
Babam beni oğlum diye kucakladığı zaman kendimi taçlı bir padişah sanırdım. Üzerime bir sinek konsa, babam hane halkının hepsini haşlardı.
Şimdi o haldeyim ki, beni düşmanlar esir alsalar bir dostum yok ki yardımıma koşsun…’’ (29)
 
 
Yetimin en güzel yardımcısı anası olmalıdır. Onun babası, arkadaşı, dert ortağı olmak zorundadır.
 
Bütün gayesini evladına adayan anneler, yetimlerini iyi yetiştirebilirler.
 
Allah Rasulu (s.a.v) arşın gölgesinde bulunacak üç grup insanı sayarken ikinci olarak şöyle buyurmuşlardır.
 
‘’Kocası ölüp ardında yetimler bıraktığı halde:
-Evlenmeyeceğim. Onları, bana ihtiyacı kalmayacak yaşa gelinceye kadar yetimlerin başında duracağım, diyen kadın.’’ (30)
 
Çocuğunu iyi yetiştirme gayretinde olan hanıma müjdeler olsun.
 
Sadi Şirazi şöyle anlatır:
Bir zengin oğlunu gördüm. Babasının mezarı ucuna oturmuş bir fakir oğlu ile mübaheseye tutuşmuş:
 
-Babamın türbesinin sandukası kıymetlidir.
 
Türbe mermer ile döşenmiş kaşi çinilerle süslenmiştir. Birkaç kerpiç ile yapılmış, üzerine bir iki avuç toprak saçılmış olan babanın kabrine benzemez, diyordu.
Fakir çocuğu bu sözleri dinledi. Şöyle cevap verdi:
 
-Sus! Senin baban bu taşların altında kımıldanıncaya kadar benim babam cennete erişmiş olur.’’ (31)
 
 
  1. Bostan: 94
  2. Cami-us Sağır: 1/120
  3. Gülistan: 486
İşte güzel yetiştirilmiş bir çocuk örneği…
Anası güzel eğitmiş çocuğun verdiği cevap hem düşündürücüdür.
 
Önemli olan, mermer, çini değil, insana özen göstermektir.
 
İyi ve tecrübeli bir hanım yetimini yetiştirmek için gereken bilgiyi öğrenmeli. Bilemediklerini de bilenlerden sormalıdır. Çünkü el elden üstündür.
 
Hazret-i Ali (kerremallahu veçhe) efendimize bir kadın gelip sordu:
 
-Küçük oğlum dama çıktı. Çağırsam gelmeyecek. Bırakırsam yere düşerek. Ne yapayım?
 
Hazret-i Ali (r.a) dedi ki:
 
-Hanım!
Onun emsali bir çocuğu dama çıkar. Onu görünce yanına gelir. Sen de alıp kurtarırsın.
 
Kadın, çocuğunun emsali bir çocuğu dama çıkardı. Çocuk, kendi yaşındaki cinsini görünce emekleyerek onun yanına geldi.
Böylece tehlike atlatıldı…
 
Çocuğa, çocukluk arkadaşı gerekmektedir. Onu ancak o anlar…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.